Türkiye Şirketleri Elektrikli Araçlara Hız Veriyor
Türkiye'deki şirketlerin yarısından fazlası elektrikli araç teknolojilerine geçiş yapıyor veya planlıyor. Bu dönüşümde şarj altyapısı ve veri odaklı yönetim kritik rol oynuyor.
Türkiye'de kurumsal filoların geleceği, Arval Mobility Observatory (AMO) tarafından gerçekleştirilen 2026 Filo ve Mobilite Barometresi araştırmasıyla aydınlandı. TEB Arval'in desteğiyle 33 ülkeden 10.157 yöneticinin katılımıyla hazırlanan rapor, şirketlerin mobilite stratejilerini uygulama aşamasına geçtiğini gözler önüne seriyor. Özellikle elektrikli araçlara geçişin hız kazandığı, operasyonel verimliliğin ve alternatif çözümlerin öncelik kazandığı belirtiliyor.
Türkiye'de Elektrikli Araç Benimsenmesi Artıyor
Araştırma bulgularına göre, Türkiye'deki şirketlerin %54'ü bataryalı elektrikli (BEV), şarj edilebilir hibrit (PHEV) veya hibrit (HEV) araçları filolarında kullanıyor ya da önümüzdeki üç yıl içinde kullanmayı hedefliyor. Halihazırda şirket filolarının %27'sinde en az bir elektrikli araç bulunuyor. Binek araç filolarındaki elektrikli araç oranının ise gelecek üç yıl içinde %12'ye çıkması öngörülüyor. TEB Arval Genel Müdürü Fatih Deynek, bu değişimi değerlendirerek, "Veriyi etkin yöneten ve çalışan beklentilerine çeviklikle yanıt veren şirketler rekabet avantajı sağlayacak" ifadelerini kullandı. Deynek, şirketlerin artık elektrifikasyonun gerekliliğini tartışmaktan ziyade, bu dönüşümü daha verimli ve sürdürülebilir biçimde nasıl hayata geçireceklerine odaklandığını vurguladı. Ayrıca, şarj altyapısının ve operasyonel verimliliğin dönüşümün başarısında belirleyici olacağının altını çizdi.
Rapora göre, elektrikli araçların yaygınlaşmasının önündeki en büyük engellerden biri şarj noktalarının yetersizliği olarak belirtiliyor. Türkiye'deki şirketlerin %68'i şarj altyapısını bir sorun olarak görürken, katılımcıların tamamı en az bir şarj politikası uyguluyor veya uygulamayı planlıyor. Şirketlerin elektrikli araçlara yönelmesinin temel motivasyonları arasında sürdürülebilirlik hedefleri, karbon emisyonlarını azaltma ve geleceğin mobilite ihtiyaçlarına hazırlıklı olma isteği yer alıyor. Elektrifikasyon, birçok şirket için kısa vadeli bir tercih olmaktan çıkarak, uzun vadeli dönüşüm stratejilerinin merkezine oturmuş durumda.
Veri Odaklı Yönetim ve İkinci El Araç Pazarı
Araştırma, şirketlerin filo yönetiminde veri odaklı çözümlere ve uzman desteğine olan talebinin arttığını gösteriyor. Türkiye'deki filo yöneticilerinin %45'i performans yönetimi, %24'ü ise filo optimizasyonu konularında daha fazla destek arayışında. Otomatik araç performans takibi, önleyici bakım ve gerçek zamanlı izleme sistemleri en çok talep gören teknolojiler arasında. Şirketler, filolarını daha etkin yönetmek ve operasyonel süreçlerini geliştirmek amacıyla veri odaklı araçlara yöneliyor. Ayrıca, ikinci el araç pazarına yönelik veriler de dikkat çekici. Türkiye'de şirketlerin %31'i filolarında ikinci el araç kullanırken, %44'ü önümüzdeki üç yıl içinde ikinci el araçları filolarına katmayı planlıyor. Çalışan mobilitesi alanında da önemli bir dönüşüm yaşanıyor; şirketlerin %91'i en az bir mobilite politikasını uygulamakta veya hazırlamaktadır. Araç paylaşımı ve mobilite bütçeleri gibi çözümler, hem operasyonel verimlilik hem de çalışan memnuniyeti açısından stratejik birer araç olarak görülüyor.
İlgili Haberler

Halkbank Üreten Kadınlar Yarışması Başvuruları Açıldı

PepsiCo, Tekirdağ'da Su Projesini Genişletiyor

Lenovo, Tarihinin En Güçlü Çeyreğini Yaşadı

