Üniversiteye Yerleşmek Bir Yıl Kaybı Değil Fırsat Sunar

Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, üniversiteye yerleşemeyen adayların 'mezuna kalma' kararını aceleci vermemesi gerektiğini vurguladı, mevcut fırsatları değerlendirmenin önemine dikkat çekti.

Üniversiteye Yerleşmek Bir Yıl Kaybı Değil Fırsat Sunar
3 dakikalık okuma

Üniversite yerleştirme sonuçlarının açıklanmasının ardından, beklediği sıralamayı elde edemeyen veya hedeflediği bölüme yerleşemeyen öğrenciler ve aileleri için yeni bir karar aşaması başladı. Bazı adaylar, kazandıkları programları yeterince araştırmadan doğrudan 'mezuna kalma' seçeneğine yöneliyor. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, bu kararın sadece üniversitenin adı veya sıralama beklentisi üzerinden verilmemesi gerektiğini belirtti.

Kazanılan Bölümü Analiz Etmeden Karar Vermeyin

Özgür Akoğlan, yerleştirme sonrası sık karşılaşılan bir durumun, adayların kazandıkları programları yeterince incelemeden yeniden sınava hazırlanmayı düşünmeleri olduğunu ifade etti. Akoğlan, “Üniversite yerleştirme sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte sıkça karşılaştığımız durumlardan biri, adayların yerleştikleri programları derinlemesine analiz etmeden doğrudan mezuna kalma eğilimi göstermeleridir. Kazanılan bölümün akademik profili, akreditasyonları, sektörel entegrasyonu ve mezun istihdam oranları gibi nesnel ölçütler değerlendirilmeden verilen bu ani kararlar, çoğu zaman rasyonel bir kariyer planlamasından ziyade bilişsel çarpıtmalar ve çevresel dinamiklerin baskısıyla şekillenmektedir” dedi.

Akoğlan, mezuna kalma kararında özellikle mükemmeliyetçi düşünce kalıplarının etkili olabileceğine dikkat çekerek, “Çoğu zaman bu tercihi yöneten dinamik, hedeflerin uyuşmazlığından ziyade ‘ya hep ya hiç’ şeklinde çalışan katı bir mükemmeliyetçiliktir. İlk birkaç binde yer almayı hayal ederken biraz daha geride bir sıralama elde eden aday, elindeki somut başarıyı bir anda yok sayar. Sosyal medyadaki filtrelenmiş başarı hikayeleri, ailelerin örtük beklentileri ve akranlar arası prestij yarışı birleştiğinde; birkaç popüler üniversite dışındaki tüm seçenekler adayın zihninde peşinen ‘değersiz’ etiketini alır. Sonuç, bir meslek edinme sürecinin salt bir statü mücadelesine indirgenmesidir” yorumunda bulundu.

Mezun Yılı Garantili Bir Çözüm Değil

Mezuna kalmanın bazı öğrenciler için doğru bir seçenek olabileceğini ancak bunun psikolojik ve akademik maliyetlerinin de hesaba katılması gerektiğini vurgulayan Özgür Akoğlan, şunları söyledi: “Oysa mezun yılı, dışarıdan zannedildiği gibi yalnızca ‘bir yıl daha soru çözüp sıralamayı katlamak’ kadar doğrusal ve garantili bir denklem değildir. Akranlar yeni bir yaşama adım atarken evde kalmanın yarattığı sosyal yalıtılmışlık, zamanla derinleşen motivasyon kayıpları ve ‘bu defa kesin başarmalıyım’ baskısının arttığı sınav anı kaygısı ciddi bir psikolojik direnç gerektirir. Üstelik bir programa yerleşmiş olmanın getirdiği %50 azalan Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) kesintisi gibi sistemsel engeller, yeni yıla doğrudan puan dezavantajıyla başlanmasına yol açar.”

Üniversiteye Başlamak Yeni Kapılar Açar

Bir programa yerleşmenin öğrencinin kariyer yolunu geri dönülmez biçimde belirlemediğinin altını çizen Akoğlan, “Burada gözden kaçırılan temel gerçek şudur: Üniversite kapısından içeri girmek, diğer tüm seçenekleri yok etmez; aksine yeni geçiş koridorları açar. Günümüz yükseköğretim yapısı; merkezi puanla veya genel not ortalamasıyla yatay geçiş, çift ana dal (ÇAP), yan dal ve yurt dışı değişim programları gibi dinamik alternatifler sunar” dedi. Üniversite yaşamının sadece derslerden ibaret olmadığını belirten Akoğlan, “Zamanı tekrar eden sınav stresinde tüketmek yerine üniversite ekosistemine dahil olmak; öğrencinin çoktan seçmeli test kalıplarından çıkarak proje yönetimi, yabancı dil, kulüp organizasyonları ve sektörel bağlantılar üzerinden kendi yetkinlik sermayesini erkenden inşa etmesini sağlar” ifadesini kullandı.

Modern İş Dünyası Diplomanın Ötesine Bakıyor

İş dünyasının son yıllarda ciddi biçimde değiştiğine işaret eden Akoğlan, “En kritik gerçeklerden biri de modern iş dünyasının dönüşen kariyer dinamikleridir. Günümüz istihdam piyasasında bireylerin çok büyük bir kısmı doğrudan lisans diplomalarının etiketine bağlı kalmadan, disiplinler arası alanlarda kariyer inşa etmektedir. Artık mesleki başarıyı belirleyen yegâne unsur üniversite diplomasındaki unvan değil; adayın edindiği aktarılabilir beceriler, problem çözme yetisi, yabancı dil yetkinliği, dijital okuryazarlık ve sektörel uyum kabiliyetidir” şeklinde konuştu. Ailelerin bu süreçte gençlerin hayal kırıklığını küçümsemeden dinlemesi ve onları kıyaslama tuzağından uzak tutması gerektiğini belirten Akoğlan, “Bazen en doğru rota yürürken ortaya çıkar” diyerek, üniversite tercihlerinin hayatın geri kalanını belirleyen tek ve değiştirilemez karar gibi görülmemesi gerektiğini vurguladı.

İlgili Haberler

Umut Efe, Bilgievi Desteğiyle Fen Lisesine Girdi

Umut Efe, Bilgievi Desteğiyle Fen Lisesine Girdi

Karşıyaka Kız Yurdu Yeni Döneme Hazır

Karşıyaka Kız Yurdu Yeni Döneme Hazır

Keçiören Personeline Afet Psikolojisi Eğitimi

Keçiören Personeline Afet Psikolojisi Eğitimi

Efes Selçuk'tan Üniversiteye Başlayana İlk Harçlık

Efes Selçuk'tan Üniversiteye Başlayana İlk Harçlık