Yaşlı İstismarı: Sessiz Çığlıklar Duyulmuyor
Uzmanlar, yaşlılara yönelik şiddetin yalnızca fiziksel olmadığını, psikolojik, ekonomik ve cinsel istismar ile ihmalin de yaygın olduğunu belirtiyor. Yaşlılar, korku ve çaresizlik nedeniyle yaşadıklarını genellikle dile getiremiyor.
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Gümüş Demir, yaşlılara yönelik istismarın çok yönlü bir sorun olduğuna dikkat çekti. Dr. Demir, yaşlı istismarının sadece fiziksel saldırılarla sınırlı olmadığını, psikolojik baskıdan ekonomik sömürüye, cinsel istismardan temel ihtiyaçların ihmaline kadar geniş bir yelpazeyi kapsadığını vurguladı. Yaşlıların büyük bir kısmının yakınlarını koruma endişesi, bakımlarını kaybetme korkusu veya yaşadıkları çaresizlik nedeniyle maruz kaldıkları şiddeti açığa vuramamasının, toplumsal bir sorun olan bu durumu daha da görünmez kıldığını ifade etti. Dr. Demir, bu sessizliğin "Duyulmayan, görülmeyen, ihmal edilen her yaşlı, toplumun içinde giderek büyüyen sessiz bir çığlıktır" sözleriyle altını çizdi.
Şiddet Yalnızca Fiziksel Değil
Toplumda yaşlılara yönelik şiddet denildiğinde genellikle akla vurma, itme veya darp etme gibi fiziksel eylemlerin geldiğini belirten Dr. Zeynep Gümüş Demir, ancak istismarın çok daha geniş bir boyutta yaşandığını söyledi. Dr. Demir, yaşlı bireyi korkutmak, küçük düşürmek, kararlarını hiçe saymak, mal varlığını izinsiz kullanmak, bakımını aksatmak veya yalnızlığa terk etmek gibi her türlü davranışın yaşlı istismarı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bir yaşlıya bağırmanın, sürekli eleştirmenin, onu sosyal hayattan dışlamanın ve insanlık onurunu zedeleyen her eylemin bir şiddet biçimi olduğunu ekledi. Türkiye'de yaşlılara yönelik şiddetin gerçek boyutlarının tam olarak bilinemediğini belirten Dr. Demir, bu durumun evlerin içinde, aile mahremiyeti adı altında veya kurumlarda yaşanmasından kaynaklandığını ve birçok yaşlının yaşadıklarını anlatmaktan çekindiğini dile getirdi.
Dr. Demir, istismarcının çoğu zaman yaşlının kendi yakını olması nedeniyle sessizliğin tercih edildiğini vurguladı. "Evladım zarar görmesin", "Bana bakmayı bırakırlar", "Gidecek yerim yok" gibi düşüncelerin ya da yaşananların şiddet olduğunu bile adlandıramama durumunun bu sessizliği pekiştirdiğini belirtti. Fiziksel şiddetin morluklar, kırıklar gibi belirgin izlerle daha kolay fark edilirken, psikolojik ve ekonomik şiddetin daha sinsi ilerlediğini aktardı. Sürekli azarlama, aşağılama, tehdit etme, dışlama gibi eylemlerin psikolojik şiddet olduğunu; yaşlının maaşına el koyma, rızası dışında bankacılık işlemleri yapma veya malını devretmeye zorlamanın ise ekonomik istismar olduğunu açıkladı. Cinsel istismarın ise toplumda en çok göz ardı edilen ve "Yaşlı birey cinsel istismara uğramaz" gibi yanlış bir kanının yaygın olduğu bir şiddet türü olduğunu ifade etti. Özellikle demanslı, bakıma muhtaç veya iletişim kurmakta zorlanan yaşlılarda bu riskin daha yüksek olduğunu vurguladı. Ayrıca, yaşlı bireylerin uzun süre kirli ortamda bırakılması, yetersiz beslenmesi, ilaçlarının verilmemesi gibi ihmallerin de yaşlılığın doğal sonucu olarak görülmemesi gerektiğini, bu durumların yaşamı tehdit edebileceğini belirtti. Dr. Demir, yaşlı bireyin kendi temel ihtiyaçlarını karşılayamama veya reddetme durumu olan öz ihmalin de ciddiye alınması ve destek mekanizmalarının hızla devreye sokulması gerektiğini vurguladı.
İlgili Haberler

Evcil Hayvanlar Çocuklarda Yalnızlığı Azaltıyor

Mevlid Kandili: İmanı ve Peygamber Sevgisini Yenileme Fırsatı

Aşırı Sıcaklar Beyin Kimyasını Değiştiriyor

