Migren Atakları Yaşam Tarzıyla Azaltılabilir

Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Polat, yaşam kalitesini düşüren migrenin genetik yatkınlığa ek olarak uyku, beslenme ve stres gibi faktörlerle tetiklendiğini belirtti ve alınabilecek önlemleri anlattı.

Migren Atakları Yaşam Tarzıyla Azaltılabilir
4 dakikalık okuma

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Polat, günlük hayatı olumsuz etkileyen migrenin tetikleyici unsurları ve korunma yolları hakkında önemli bilgiler paylaştı. Migrenin sadece bir baş ağrısı olmadığını, bireyin iş ve sosyal yaşamını derinden etkileyen nörolojik bir rahatsızlık olduğunu vurguladı. Polat, “Genetik bir zeminde ortaya çıkan migren, genellikle tek taraflı, zonklayıcı ağrılarla kendini gösterir. Bu ağrılara ışık ve ses hassasiyeti, mide bulantısı ve kusma gibi şikayetler eşlik edebilir” dedi.

Doç. Dr. Polat, migrenin sıradan baş ağrılarından en belirgin farkının, kişiyi işlevsiz hale getirecek kadar şiddetli olması olduğunu ifade etti. Basit ağrı kesicilerle kontrol altına alınamayan migren ataklarının yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebileceğine dikkat çeken Polat, toplumda her beş kadından birini ve her on erkekten birini etkileyen yaygın bir rahatsızlık olduğunu belirtti.

Yaşam Biçimi Düzenlemeleri ve Uyku

Migren tedavisinde ilaçların kritik bir rol oynadığını ancak yaşam tarzında yapılacak değişikliklerin atakların sıklığını, şiddetini ve süresini azaltmada etkili olabileceğini dile getiren Doç. Dr. Burcu Polat, “Migren hastalarının sinir sistemi, uyku düzeni, beslenme alışkanlıkları, stres ve çevresel etkilere karşı daha duyarlıdır. Bu nedenle düzenli bir yaşam tarzı benimsemek, sinir sisteminin direncini artırabilir” şeklinde konuştu. Büyük değişimler yerine sürdürülebilir küçük alışkanlıklar edinmenin daha başarılı sonuçlar verdiğini belirten Polat, düzenli uyku, dengeli beslenme, fiziksel aktivite, nefes egzersizleri ve gevşeme tekniklerinin bu yaklaşımın temelini oluşturduğunu ifade etti.

Migren ve uyku arasındaki güçlü ilişkiye işaret eden Polat, hem yetersiz hem de aşırı uykunun migren ataklarını tetikleyebileceğini söyledi. Önemli olanın uyku süresinden ziyade düzenli bir uyku ritmi oluşturmak olduğunu vurguladı. Araştırmaların, gece 02.00’den sonra uyuyan bireylerde beyin sağlığının daha iyi olduğunu gösterdiğini hatırlatan Doç. Dr. Polat, uykusuzluğun sadece migren ataklarını artırmakla kalmayıp, unutkanlık, bağışıklık sistemi zayıflığı ve genel sinir sistemi fonksiyonlarında bozulmalara yol açabileceğini belirtti. Kaliteli ve düzenli uykunun migren yönetiminin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu, uyku kalitesini artırmak için lavanta gibi aromaterapi uygulamalarından faydalanılabileceğini, nane kokusunun da bazı kişilerde ağrıyı hafifletebileceğini ekledi.

Beslenme ve Egzersiz Önerileri

Migren hastaları için katı bir diyet listesi olmasa da uzun süreli açlıktan ve aşırı karbonhidratlı, yüksek kalorili öğünlerden kaçınılmasını öneren Doç. Dr. Burcu Polat, Akdeniz tipi beslenmenin bu açıdan uygun bir model olduğunu ifade etti. Dengesiz beslenme ve obezitenin migren ataklarını daha sık, şiddetli ve uzun süreli hale getirebildiğini vurgulayan Polat, kan şekeri dalgalanmalarının da migreni tetikleyebileceğini, bu nedenle düzenli öğünlerin önem taşıdığını belirtti. Ailesinde diyabet öyküsü olan kişilerin, hastalık gelişmemiş olsa bile kan şekeri dengesini koruyacak bir yaşam tarzı benimsemelerinin hem migren hem de metabolik hastalıklar açısından koruyucu olabileceğini aktardı. Migren nedeniyle kazanılan sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sadece baş ağrısını değil, obezite, hipertansiyon, diyabet ve bazı kronik hastalıkların riskini azaltmaya da katkı sağlayabileceğini söyledi.

Haftada 3-5 gün, 30-60 dakika tempolu yürüyüş veya aerobik egzersiz yapmanın migren ataklarını azalttığına değinen Doç. Dr. Polat, egzersizin sadece baş ağrısını değil, uyku kalitesini, stres yönetimini ve ruh sağlığını da olumlu etkilediğini belirtti. Yoğun çalışma temposu nedeniyle düzenli spor yapamayan kişilere, günlük yaşamlarına hareket katmaya çalışmalarını öneren Polat, asansör yerine merdiven kullanmanın, uzun süre oturmaktan kaçınmanın ve gün içinde kısa hareket molaları vermenin bile hareketsiz kalmaktan daha faydalı olduğunu vurguladı.

Nöromodülasyon ve Destekleyici Tedaviler

Yaşam tarzı düzenlemelerinin yanı sıra ilaç dışı tedavi yöntemlerinin de migren yönetiminde kullanılabileceğini ifade eden Doç. Dr. Polat, “Bunlardan biri nöromodülasyon uygulamalarıdır” dedi. Düşük düzeyde elektriksel veya manyetik uyarılarla çalışan bu cihazların alın, kafa, boyun veya kulak bölgesine uygulanarak sinir sisteminin ağrıya verdiği yanıtı düzenlemeyi hedeflediğini aktaran Polat, bu yöntemlerin ağrı eşiğinin yükselmesine yardımcı olabileceğini, özellikle ilaç kullanamayan, ilaçlardan yeterli fayda görmeyen veya depresyon ve anksiyete gibi eşlik eden sorunları bulunan hastalarda değerlendirilebileceğini belirtti. Nöromodülasyonun kalıcı bir tedavi olmadığını ancak etkisinin aylar boyunca sürebileceğini ve gerektiğinde tekrarlanabileceğini ekledi.

Migren tedavisinde kullanılan vitamin ve mineral desteklerinin her hastada aynı etkiyi göstermese de bazı kişilerde fayda sağlayabileceğini kaydeden Doç. Dr. Polat, migrenli bireylerde hücrelerin enerji üretim mekanizmalarında bazı verimsizlikler olduğu düşünüldüğünü söyledi. Bu nedenle özellikle B2 vitamini (riboflavin), koenzim Q10 ve magnezyum desteğinin uygun hastalarda yararlı olabileceğini ancak bu ürünlerin mutlaka hekim önerisiyle, uygun doz ve sürede kullanılması gerektiğini vurguladı. Migren günlüğünün, atakların sıklığını, şiddetini, süresini ve olası tetikleyicileri düzenli olarak kaydetmeyi hedeflediğini de sözlerine ekledi.

İlgili Haberler

82'lik Kayalı Yavuz Bastonunu Bıraktı

82'lik Kayalı Yavuz Bastonunu Bıraktı

Çankaya'da Ücretsiz Diş Tedavisi İmkanı

Çankaya'da Ücretsiz Diş Tedavisi İmkanı

Zayıflama İğnelerinin Bilinçsiz Kullanımı Risk Taşıyor

Zayıflama İğnelerinin Bilinçsiz Kullanımı Risk Taşıyor

Evcil Hayvanlar Çocuklarda Yalnızlığı Azaltıyor

Evcil Hayvanlar Çocuklarda Yalnızlığı Azaltıyor