Hipnoz Beyin Anlamlandırmasını Nasıl Destekliyor?

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hipnoterapinin nörobiyolojik temellerini ve beynin dikkat, algı, öğrenme, hafıza, duygu ile davranış üzerindeki etkilerini açıkladı.

Hipnoz Beyin Anlamlandırmasını Nasıl Destekliyor?
3 dakikalık okuma

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hipnoterapinin beyin üzerindeki derinlemesine etkilerine dair önemli bilgiler paylaştı. Tarhan, hipnozun sadece farklı bir bilinç durumu yaratmakla kalmayıp, beynin dikkat, anlamlandırma ve davranışsal süreçleriyle yakından ilişkili olduğunu vurguladı. Son yıllarda psikiyatri ve nörobilişsel araştırmalarla birlikte hipnoterapinin daha fazla ilgi gördüğünü belirtti.

Prof. Dr. Tarhan, hipnoz sırasında kişinin terapötik amaçlarla farklı bir bilinç haline geçtiğini, bu durumun disosiyasyon kavramıyla açıklanabileceğini ifade etti. Beynin çeşitli bilinç durumlarına geçebilme yeteneğinin, hipnoterapinin nörobiyolojik temelini oluşturan kritik unsurlardan biri olduğunu dile getirdi. Beyindeki yapısal ve işlevsel bağlantıları inceleyen DTI ve fonksiyonel MR gibi yöntemlerin, özellikle ‘default mode network’ (varsayılan mod ağı) adı verilen ağın önemini ortaya koyduğunu aktardı. Bu ağın, kişinin hayal kurarken, iç dünyasına yönelirken, kendini ve yaşamdaki konumunu düşünürken aktifleştiğini ve anlam üretme ile yeni fikir geliştirme süreçleriyle bağlantılı olduğunu söyledi. Tarhan’a göre, klinik hipnoz bu ağ üzerinde etkilidir ve bireyin yalnızca sorunları fark etmesini değil, aynı zamanda sorunlar karşısında harekete geçmesini ve yeni perspektifler geliştirmesini de destekleyebilir. Araştırmaların, hipnotik süreçlerde merkezi yürütme ağı, salience (önem ve öncelik) ağı ve default mode network gibi üç temel beyin ağının öne çıktığını gösterdiğini ekledi. Zihinsel imgelemede rol oynayan bazı beyin bölgelerinin de hipnoz sırasında etkinleşebildiğini belirtti.

Anlamlı Bir Yaşam İçin Mutluluk ve Haz Ayrımı

Modern yaşamda dijital teknolojilerin hızlı ödül ve haz arayışını tetiklediğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, bunun insanları sürekli bir dopamin arayışına ittiğini belirtti. Anlamlı ve uzun vadeli bir yaşam sürebilmek için haz ile mutluluğun birbirinden ayrılması gerektiğini savundu. Bu yaklaşımı Aristoteles'in haz ve anlam mutluluğu ayrımı ile pozitif psikolojinin yeni yorumlarıyla ilişkilendiren Tarhan, Pozitif Psikoloji 2.0'ın sadece olumlu duygulara odaklanmak yerine, acı, travma ve zorlukları da yaşamın doğal bir parçası olarak ele aldığını ifade etti. Tarhan'a göre, yaşamdaki asıl amaç yalnızca mutlu olmak değil, aynı zamanda anlamlı ve dayanıklı bir varoluş sürdürebilmektir.

Hipnotik Telkinler ve Bilişsel Süreçler

Hipnotik telkinlerin algı ve davranışları değiştirebileceğini gösteren araştırmalara da değinen Prof. Dr. Tarhan, Stroop testini örnek verdi. Testte kelimenin anlamı ile yazı renginin farklı olmasının yanıt süresini yavaşlattığını ve hata oranını artırdığını, ancak yüksek derecede hipnotize edilebilir bireylerde, yalnızca yazı rengine odaklanma telkininin bu etkiyi azaltabildiğini aktardı. Benzer şekilde, siyah-beyaz görüntülere bakarken renk görme telkini verilen yüksek hipnotize edilebilir kişilerde beynin renk işleme bölgelerinin etkinleştiğini gösteren çalışmaların bulunduğunu belirtti. Bu bulguların, hipnotik telkinin bilişsel süreçler üzerinde “üstten aşağıya” bir etki oluşturabileceğine işaret ettiğini ve hipnoterapinin uyku sorunları, stres yönetimi, ağrı ve bazı davranışsal sağlık sorunları üzerindeki etkilerinin araştırılmaya devam edildiğini söyledi.

Klinik Hipnozda Kontrol Kaybı Yok

Prof. Dr. Tarhan, hipnoterapinin kamuoyunda yanlış anlaşılabildiğini vurgulayarak, klinik hipnozun kişinin kontrolünü tamamen kaybettiği bir durum olmadığını açıkladı. Hipnoterapi sırasında kişinin farkındalığını koruyabildiğini, süreci hatırlayabildiğini ve hatta iletişim kurabildiğini dile getirdi. Hipnoterapinin temel aşamalarını farkındalık, odaklanma ve gevşeme olarak sıralayan Tarhan, kişinin öncelikle terapiye gönüllü olması, ne üzerinde çalışacağını fark etmesi, dikkatini belirli bir noktaya yöneltmesi ve gevşemesi gerektiğini belirtti. Terapinin bireyin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi gerektiğini, öncesinde kişinin sorunları, güçlü ve zayıf yönleri, kendilik şemaları, tetikleyicileri ve çalışma hipotezinin değerlendirilmesiyle hipnoterapinin daha sistematik bir tedavi sürecinin parçası haline getirilebileceğini ifade etti. Öğrenme ve hafıza süreçlerinde tekrarın ve duygunun önemine değinen Tarhan, bir bilginin duyguyla ilişkilendirildiğinde daha kalıcı olacağını ve tekrarlandıkça alışkanlığa dönüşebileceğini söyledi. Bu nedenle otohipnoz tekniklerinin öğretilmesinin kazanımların günlük yaşama taşınmasına yardımcı olabileceğini belirtti. Bilgiyi anlamlandırmada 5N1K yaklaşımının faydalı olduğunu, özellikle “neden” sorusunun bilginin zihinde daha anlamlı ve kalıcı hale gelmesini sağladığını ekledi. Son olarak nörofeedback uygulamalarına değinen Prof. Dr. Tarhan, kişinin kendi beyin dalgalarına ilişkin geri bildirim alarak dikkat ve stres yönetimi gibi becerileri geliştirebileceğini, bu süreci beynin yürütücü işlevlerinden sorumlu frontal bölgenin bir orkestra şefi gibi farklı beyin süreçlerini koordine etmesine benzeterek açıkladı.

İlgili Haberler

82'lik Kayalı Yavuz Bastonunu Bıraktı

82'lik Kayalı Yavuz Bastonunu Bıraktı

Çankaya'da Ücretsiz Diş Tedavisi İmkanı

Çankaya'da Ücretsiz Diş Tedavisi İmkanı

Zayıflama İğnelerinin Bilinçsiz Kullanımı Risk Taşıyor

Zayıflama İğnelerinin Bilinçsiz Kullanımı Risk Taşıyor

Evcil Hayvanlar Çocuklarda Yalnızlığı Azaltıyor

Evcil Hayvanlar Çocuklarda Yalnızlığı Azaltıyor