Yeditepe'den "Bernarda Alba'nın Evi" Sahnelendi

Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü öğrencileri, İO Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında Federico Garcia Lorca'nın klasik eseri "Bernarda Alba'nın Evi"ni DasDas Sahne'de tiyatroseverlerle buluşturdu.

Yeditepe'den "Bernarda Alba'nın Evi" Sahnelendi
3 dakikalık okuma

İO Uluslararası Tiyatro Festivali'nin Üniversiteler Arası Tiyatro Buluşmaları etkinliğinde, Yeditepe Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Tiyatro Bölümü öğrencileri, Federico Garcia Lorca'nın ölümsüz eseri “Bernarda Alba’nın Evi”ni sahneye taşıdı. Ahmet Bülent Acar'ın yönetmenliğinde DasDas Sahne'de izleyiciyle buluşan oyun, Lorca'nın eserindeki baskı, otorite, özgürlük arayışı ve kadınların toplumsal konumuna dair derinlemesine bir bakış sunuyor. On altı kişilik bir oyuncu kadrosuyla sahnelenen bu dönem çalışmasının kostüm tasarımlarını Arzum Gökçe ve Ezgisu Göylüsün üstlenirken, ışık tasarımı Onur Yıldız ile Zeynep Engin tarafından yapıldı. Dekor çalışmaları ise tüm ekibin ortak çabasıyla tamamlandı.

Lorca'nın Natüralist Tek Oyunu

Oyunun yönetmenliğini üstlenen Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü Öğretim Görevlisi Ahmet Bülent Acar, Federico Garcia Lorca'nın bu önemli eserini öğrencilerle sahnelemekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Acar, “Bu yıl üçüncü sınıf tiyatro bölümü öğrencileriyle Federico Garcia Lorca’nın ‘Bernarda Alba’nın Evi’ oyununu çalıştık. Bu eser tiyatro klasiklerinden biri ve Lorca’nın şiirsel değil, natüralist bir anlayışla kaleme aldığı tek oyunudur. Tamamı kadınlardan oluşan bir ekiple böyle bir tiyatro klasiğini çalışmak benim için büyük bir mutluluk kaynağı,” ifadelerini kullandı. Festivalin adını mitolojideki İO karakterinden alması ve bu eserin seçilme nedenlerine değinen Acar, oyunun kadınların toplum içindeki sıkışmışlığını, baskılanmasını ve ikinci plana itilmesini, ayrıca bunların doğuracağı sonuçları çarpıcı bir şekilde anlattığını belirtti. Acar, metnin derinliğinin ve gücünün kendilerini süreç boyunca içine çektiğini ekledi. Sahneleme felsefelerinin metnin özünü korumak üzerine kurulu olduğunu belirten Acar, genç oyuncularla Lorca'nın kurduğu atmosferi ve anlatmak istediği özü doğru biçimde yakalamaya çalıştıklarını vurguladı.

Eğitim Sürecinin Önemli Bir Parçası

Yeditepe Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Tiyatro Bölüm Başkanı Prof. Dr. Metin Balay, bu gösterimin üçüncü sınıf öğrencilerinin eğitim yolculuğunda özel bir yere sahip olduğunu ifade etti. Balay, “Öğrencilerimizin hazırladığı bu oyunla bir kez daha seyirci karşısına çıkıyoruz. 16 öğrencimiz ekip olarak yer aldı ve eser öğretim görevlimiz Ahmet Bülent Acar tarafından sahneye konuldu. Bu gösterimin bu yıl bizim için özel bir anlamı var,” dedi. Bölümün eğitim anlayışına da değinen Balay, tiyatroyu sadece bir yetenek veya taklit olarak değil, “dünyaya söylenecek bir söz” olarak gördüklerini belirtti. Bu nedenle, dünyayla derdi olan, güçlü düşünsel altyapıya sahip oyuncular yetiştirmeyi hedeflediklerini ve bu anlayışa uygun oyunlar sahnelemeye özen gösterdiklerini sözlerine ekledi. Yaklaşık 100 öğrencinin eğitim gördüğü bölümde, kuramsal ve uygulamalı derslerin dengeli bir şekilde yürütüldüğünü, kuramsal derslerin düşünen ve dünyayla hesaplaşan oyuncular yetiştirmeyi amaçladığını dile getirdi. Balay, 16 kadın öğrencinin yer aldığı bu projenin, öğrencilerin sahne deneyimi kazanmaları açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

Özgürlük Arayışı ve Kadın Kimlikleri

Oyunda Adela karakterini canlandıran Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü öğrencisi Esma Nur Karahan, karakterdeki özgürlük arayışının kendisini en çok etkileyen yön olduğunu söyledi. Karahan, "Bernarda adlı annenin kızlarını eve kapatması ve Adela’nın bu baskı altında kendi özgürlüğünü araması, benim kendimle de bağdaştırdığım önemli bir rol oldu," dedi. Oyunun vermek istediği mesaja değinen Karahan, ataerkil düzende görünmeyen, sesi duyulmayan genç kızların baskılar nedeniyle kendilerini ifade edemeyişini ve bunun olumsuz sonuçlarını seyirciye aktarmak istediklerini belirtti. Amelia karakterini canlandıran üçüncü sınıf öğrencisi Zeynep Engin ise, Amelia’nın Bernarda Alba’nın baskıcı düzeni içinde sessizliği, itaati ve uyumu benimsemiş bir karakter olduğunu ifade etti. Engin, "Amelia, kendi arzularının bile farkına varmadan sisteme uyum sağlayarak yaşıyor ve ataerkil düzen içinde farkında olmadan silikleşmiş, bunu içselleştirmiş bir kadın kimliğini temsil ediyor," dedi. Karaktere hazırlanırken kendi bakış açısının da değiştiğini belirten Engin, bu süreçte düzene uyum sağlamaya çalışan kadınlara yargılamadan bakmayı öğrendiğini ve bu kazanımın kendi hayatına bakışında önemli bir etki yarattığını vurguladı.

İlgili Haberler

Edremit'te 30 Ağustos Coşkusu: Fener Alayı ve Konser

Edremit'te 30 Ağustos Coşkusu: Fener Alayı ve Konser

BBT'ye Sadri Alışık Ödülleri'nden İki Adaylık

BBT'ye Sadri Alışık Ödülleri'nden İki Adaylık

Keçiören'de Mevlid Kandili Coşkusu

Keçiören'de Mevlid Kandili Coşkusu

Karşıyaka'da Ücretsiz Halk Dansları Kursları Başladı

Karşıyaka'da Ücretsiz Halk Dansları Kursları Başladı